KATLİAMIN ÜZERİNDEN 11 YIL GEÇTİ

2011 yılında 15 mart günü Dera kentinde başlayan ülkenin yönetiminde söz sahibi olma, ülke yönetiminde halkın temsilcilerinin ülkenin yönetiminde rol almasını talep eden masum halk gösterileri Baas rejimi ve Beşar Esed tarafından silahlı, kanlı müdahalelerle bastırılmak istendi.

11 yıldan bu yana Suriye halkı bir yandan Beşar Esed yönetimi, diğer yandan onun ülkeye davet ettiği İran ve Rusya silahlı güçlerinin karadan ve havadan saldırıları ile yapılan katliamlar daha sonra ülkeye yerleşip petrol kaynaklarına sahip olup burada kendine yakın kukla bir devlet kurmak isteyen ABD'nin yaptığı katliamlarla Suriye halkı yok olmanın eşiğine getirildi.

Ülkede batılı emperyalist güçlerin oluşturduğu DAİŞ, PYD ve SDG gibi taşeron örgütlerin katliamları da emperyalistlerin işlerini kolaylaştırdı.

5 milyonu Türkiye olmak üzere 10 milyona yakın Suriyeli canlarını kurtarmak için Lübnan, Ürdün gibi Ortadoğu ülkeleri ile batı ülkelerine sığınmak zorunda kaldı, milyonlarca insan da kendi ülkelerinde yer değiştirerek doğdukları topraklardan kopmak zorunda bırakıldı.

1 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiği, 1 milyondan fazla insanın da sakat kaldığı, koca bir ülkenin şehirleri, kasabaları, köyleri ile harabeye çevrilip tarihi ve doğal mirasının yok edildiği Suriye'de, 10 yıldan bu yana tüm dünyanın gözü önünde büyük bir insanlık zulmü yaşanmaya devam etmektedir.

Son 4 yıl içinde Türkiye, Rusya ve İran devletleri arasında imzalanan Astana ve Soçi mutabakatlarına rağmen, Rusya ve İran devletleri ile rejim güçlerinin çatışmasızlık bölgesi ilan edilen İDLİB’e yaptıkları acımasız saldırılarda 5 bine yakın insan öldü, 2 milyon insan da Türkiye sınırına göç etmiş olup yazın sıcakta yanarak, kışın yağmur kar ve soğukta donarak hayatta kalamaya çalıştılar.

Acımasız adaleti olmayan insanlık dışı saldırı ve sivil ölümleri ne yazık ki bugün Ukrayna’da Rus saldırıları ile devam etmektedir.1 ayı bulan Rus saldırılarında bugün 10 milyon Ukraynalı yerlerinden edilmiş, on binlerce insan da yaralanmış ve hayatını kaybetmiştir. Şehirler, köyler, karayolları, tüneller, köprüler tüm alt ve üst yapı bombalanarak koca bir ülke harabeye çevrilmiştir.   

MAZLUMDER Kayseri Şubesi olarak, 12. yılına giren halkın özgürlük talebinin rejim tarafından katliamla karşılık bulduğu Suriye'deki çatışmalarda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralananlara şifalar diliyor iken ülkedeki çatışmaların sona erdirilerek devam eden katliamların bitirilmesi ve Suriye'de halkın tercihi ile oluşacak, ülkede yaşayan her kesimin temsil edildiği adaletli bir yönetimin oluşturulması ve evlerinden ayrılanların evlerine dönmelerinin sağlanması için aklı selim devlet idarecilerini, sivil toplum kuruluşları ve İslam İşbirliği Teşkilatını insiyatif almaya davet ediyoruz.

POLİSİN GÖREVİ KABA KUVVET VE ORANTISIZ GÜÇ OLAMAZ

20 mart pazar günü kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Adana ilinde tutuklu arkadaşlarının serbest bırakılması için eylem yapan Furkan Vakfı üyelerine güvenlik kuvvetlerinin orantısız güç kullanarak biber gazı ve su sıkarak coplayarak yaptığı müdahalede çok sayıda gösterici ve güvenlik görevlisi yaralanmış bulunuyor.

Anayasamızda ve gösteri yürüyüşü ile ilgili kanunlara göre insanlar önceden izin almadan bir amacı gerçekleştirmek için silahsız ve saldırısız gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptirler. Emniyet kuvvetlerinin görevi ise bu insanların işlerini kolaylaştırmak için gerekli ortamı sağlamaktır.

İlgili anayasa ve kanun hükümleri ortadayken Adana'da güvenlik kuvvetlerinin içlerinde başörtülü kadın güvenlik kuvvetleri de olmak şartı ile göstericilere coplarla, biber gazı ve tazyikli su ile yaptıkları, birçok gösterici ve emniyet mensubunun tartaklanıp yaralanmasına sebep olan kaba müdahale anayasa ve kanunların ihlali, insan haklarının ihlali ve kamu vicdanının yaralanmasıdır.

Mazlumder Kayseri Şubesi olarak!

12 Eylül ve 28 Şubat darbe dönemi müdahale görüntülerinin sergilendiği, kamu vicdanı, anayasa ve hukukun ayaklar altına alındığı, insan haklarının yok sayıldığı Adana'daki polis müdahalesini asla kabul edilemez buluyor ve kınıyoruz. Adana Valiliği'nin olaydan sonra konuyla ilgili yaptığı açıklamayı gerçeklerden uzak ve inandırıcılıktan yoksun buluyoruz. Adana'da meydana gelen kamu vicdanını derinden yaralayan olayların her yönüyle soruşturulup suçluların ve ihmali olanların tespit edilerek adalete teslim edilmesi adaletli bir yargılama ile hak ettikleri cezaların verilmesi ve kamu vicdanının rahatlatılması için TBMM'yi, İçişleri Bakanlığını ve Adana Valiliğini göreve davet ediyoruz.

             MAZLUMDER Kayseri Şubesi ve Suriyeliler Ensar Derneği

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2022-03-22
Okunma Sayısı : 56
Şube ve Temsilcilerimiz
kayseri
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - Mazlumder / Kayseri Şubesi
Adres: Camii Kebir Mahallesi Ulu Sokak Taşhan Kat: 7 No:702 Melikgazi / KAYSERİ
E-posta: mazlumderkayseri38[a]gmail.com | Telefon: 0 (352) 232 75 20 | Faks: 0 (352) 232 75 20

Ziyaretçi Sayımız : 3678062

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari