ZORUNLU AŞI UYGULAMASI BİR HUKUK İHLALİDİR

Korona virüs salgını küresel çapta yaklaşık 2 yıla yakın bir zamandır devam etmektedir. Bu süre içinde her gün vaka sayısı ve ölümler kamuoyu ile paylaşılmakta, çeşitli tedavi yöntemleri geliştirilmekte; bu doğrultuda salgının önünü alabilmek amacıyla aşı adayı olan enjeksiyon çeşitleri de geliştirilmektedir.  Devamında farklı markalardaki enjeksiyonlar birbirinin devamı dozlar olacak şekilde uygulanmaya başlamıştır. Kamuoyuna aşı olarak açıklanan bu yöntem uygulanırken, üretici firmalar tarafından aşı vurulacak kişilere, hukuki sorumluluktan kurtulma amaçlı aydınlatılmış onam imzalatılmaktadır. Bu süreçte vatandaşlar arasında ihtilaf oluşmakta ve aşı yaptıranlara karşılık farklı sebeplerle aşı yaptırmayan insanlar da bulunmaktadır. Vatandaşlar arasında meydana gelen bu ikilik, gündemi meşgul etmekte ve tartışmalara sebebiyet vermektedir. Aşılama uygulaması gerek hastalıktan koruyuculuğu gerekse yan etkileri açısından kamuoyunda ikna edici bir yer edinememiştir. Nitekim hukuken aşının zorunlu tutulmasına dair bir düzenleme de bulunmamaktadır. Buna karşılık aşı yaptırmayı tercih etmeyen insanların kamusal yada sivil hizmetlerden mahrum bırakılmaları başta olmak üzere birçok yaptırımla karşı karşıya gelmeleri tartışılmaktadır. Bazı devlet kurumlarında kendi birimlerine gönderdikleri yazı ile aşı olmayan personeli, bu kişisel bilgileri liste yapılarak üst makamlara bildirme söz konusu olmaya başlamıştır.

Anayasanın 17. Maddesine göre “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” Ayrıca bir kişiyi tedaviye veya aşı olmaya zorlamak hukuken özel yaşamın gizliliği ve beden bütünlüğüne müdahale kapsamında değerlendirilmektedir. Dünyada korona virüs salgınına karşı üretilen enjeksiyonların aşı kapsamında değerlendirilebilmesi için % 80 oranında koruyuculuğunun bilimsel verilerle ortaya konulması gerekmektedir. Ancak henüz gelinen aşamada bu verilerin elde edilebilmesi mümkün değildir. Ayrıca enjeksiyonların yan etkilerinin belirlenebilmesi için de sağlık merkezlerinde veriler toplanarak bilimsel araştırmalar yapılması gerekmektedir. Bu nedenlerle aşının hukuken zorunlu tutulabilmesi mümkün olmamasına rağmen vatandaşlar üzerinde sanki zorunluymuş gibi bir algı oluşturulması, bazı temel gıda maddelerinden mahrum bırakılma, kamusal ve sivil serbestilerden faydalanamama, mesleğini yerine getirememe gibi spekülatif açıklamalar doğurmaya başlamıştır.

MAZLUMDER Kayseri Şubesi olarak! Cumhurbaşkanlığınca da açıklandığı gibi, korona virüs aşısı olmayan vatandaşlarımızın aşı olmaya zorlanması yada hizmetlerden mahrum bırakılmasının temel insan haklarına aykırı bir yaklaşım olduğunu beyan ediyoruz. Bu konuda toplumda kutuplaşmaya yol açılmaması ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için ilgili makamları ve sivil toplum kurumlarının harekete geçmesini bekliyoruz. Korona virüs salgını sebebiyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet; hastalarımıza acil şifalar diliyoruz.

SIĞINMACILARA SALDIRI İNSANLIK DIŞI OLUP KABUL EDİLEMEZ

Son aylarda bazı siyasi çevrelerde ve sosyal medya organlarında mülteci düşmanlığı içerir nitelikteki söylemler, aleyhte yürütülen propagandalar ve nefret dili, canlarını bize emanet ederek ülkemize sığınan insanlara karşı muameleyi insanlık dışı saldırılar noktasına taşımıştır.

Ankara ilimizin Altındağ ilçesinde yerli ve sığınmacı insanlar arasında meydana gelen kavgada bir vatandaşımızın hayatını kaybetmesi ve bir vatandaşımızın da yaralanması üzerine bu ilçede yaşayan sığınmacı insanların ev ve iş yerlerine yapılan, çoğunluğu emniyet birimlerince farklı suçlara karışmaları sebebiyle arananlar listesinde olan insanlarımızın karıştığı taşlı sopalı saldırıda çok sayıda ev ve iş yeri zarar gördü. Bir çok sığınmacı farklı şekillerde yaralandı.

İşlenen suçtan yalnızca suçun failinin cezalandırılması gerekmektedir. Suçtan ötürü suçlu dışında hiç kimse cezalandırılamaz. Bir kişinin işlediği suç, kendisi dışında ailesi ve mensubu olduğu milliyeti dahil hiçbir unsurla ilişkilendirilemez. Bu kural hukuk dilinde “Suçun şahsiliği ilkesi” adı altında yer bulmaktadır. Nitekim cezalandırma işlemi hukuk devletlerinde ancak ve ancak yargı makamlarınca yapılması gereken bir kamu görevidir. Bu uluslararası genel geçer kurallar ülkemizde de esas olmasına rağmen, ne kanun ne de nizam tanıyan bir şekilde, insanların can ve mal emniyetine zarar veren bu olay toplum güvenliğimize ve insan olarak yaşama hakkına yapılan kabul edilemez bir saldırıdır. Nitekim emniyet müdürlüğünce yapılan açıklamada olaylarla ilgili sosyal medya üzerinden provokatif paylaşımlarda bulunan ve çeşitli suçlardan aranan birçok kişinin yakalandığı belirtilmiştir.

MAZLUMDER Kayseri Şubesi olarak! Ankarada yaşanan, tüm Türkiyeye yayılması için provokatörlerin devreye girdiği, kamuoyunda tartışılan sığınmacılara yönelik hukuk ve vicdan dışı saldırıyı kabul edilemez buluyoruz. Olayda hayatını kaybeden vatandaşımıza Allahtan rahmet; ailesine başsağlığı diliyor ve saldırıda ev ve iş yerleri zarar görerek güvenlikleri tehdit edilen insanlara da geçmiş olsun dileklerimizi bildiriyoruz.

Bu tür insanlık ve hukuk dışı saldırıların bir daha yaşanmaması için ve bölgede yaşayan insanların mal ve can emniyetlerinin korunması için gerekli politik planlamaların yapılması için yetkilileri göreve; emniyet teşkilatımızı gerekli tedbirleri almaya; sivil toplum kurumlarını ve vatandaşlarımızı da sağduyu çağrısı ile toplumsal huzurun korunması için çaba göstermeye davet ediyoruz.

TRAFİK KAZALARI İNSANIMIZIN KATİLİ OLMASIN

Son haftalarda karayollarında meydana gelen otobüs kazalarında onlarca insanımız hayatını kaybetmiş, çok sayıda insanımız da yaralanmıştır.

Geçen hafta içinde Balıkesir, Soma ve Uşakta meydana gelen 3 kazanın bilançosu 25ten fazla ölü 40dan fazla yaralı olmuştur.

İnsanlarımızı büyük acıya boğan bu kazaların sebepleri araştırıldığında ne yazık ki taşıma firmalarının ve sürücülerin belirlenen kurallara uymadıkları ve denetim eksikliği sebebiyle kazaların kaçınılmaz hale geldiği ortaya çıkmıştır.

MAZLUMDER Kayseri Şubesi olarak! Kazalarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet; ailelerine başsağlığı, yaralananlara da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Çoğunluğu sürücü hatası ve denetimsizlikten meydana gelen ve her yıl karayollarımızı kan gölüne çevirip yüzlerce insanımızın ölümüne, yüzlercesinin yaralanmasına, ülkemizin de maddi ve manevi açıdan büyük zararlar görmesine sebep olan trafik kazalarının önlenmesi ya da en aza indirilmesi için İç İşleri Bakanlığımızı, Karayolları Genel Müdürlüğümüzü, taşıma firmalarımızı ve konu ile ilgili sivil kurumları işbirliği yaparak denetim ve farkındalık konusunda gerekli tedbirleri almaya davet ediyoruz.                                           

                      Av. Sena ÖZDEMİR                                

          MAZLUMDER Kayseri Şb. Bşk. Yrd.

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2021-08-16
Okunma Sayısı : 61
Şube ve Temsilcilerimiz
kayseri
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - Mazlumder / Kayseri Şubesi
Adres: Camii Kebir Mahallesi Ulu Sokak Taşhan Kat: 7 No:702 Melikgazi / KAYSERİ
E-posta: mazlumderkayseri38[a]gmail.com | Telefon: 0 (352) 232 75 20 | Faks: 0 (352) 232 75 20

Ziyaretçi Sayımız : 3496583

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari